Yuvaya dair

Melike Karabaş

Melike Karabaş

2018-2019 dönemi, spor ve beden hareketi atölyesi gönüllüsü

Farklı kesişimleri, karşılaşmaları deneyimlediğim; hem kişisel hayatıma hem de sosyal yaşantıma değen, en önemlisi duygularımı tanımama ön ayak olan bir yuva Sulukule.

“Okul terkini önleme” amacını odağına alan, içerisinde bulunduğum spor-beden hareketleri atölyesi; hem ekip olmanın kendisini hem de çocuklarla etkileşimi birebir sahada deneyimlemeyi sağlıyor.

Bu benim için kıymetli; çünkü bu sahada çalışıyor olmanın kendisi teoride ne varsa her çocuk için bambaşka duygu/durum/olay karşılaşmaları ile bizi birlikte çözüm odaklı hareket etmeye yönlendiriyor. Bu sayede süreç, çeşitli dinamiklerle dolu bir deneyime dönüşüyor. 

Süreç elbette karşılıklı paylaşımları da içeriyor. Örneğin çocuklar ile atölye sonunda buluştuğumuz değerlendirme çemberleri, çift yönlü heyecanları, aktarımları içerisinde barındırıyor. Aynı zamanda ‘’Neler yaptık, başka neler yapabilirdik?’’ soruları ile birlikte hem bireysel hem de kolektif düşünmeye imkan tanıyor.

Aynı zamanda itiraf etmeliyim ki; çocuklarla birlikte oyuna dahil olabilmek hala beni inanılmaz heyecanlandırıyor. Oyunlarda takımlarının içerisinde bulunmak ve ekiplerinin bir parçası olmanın -hatta bir toplantımızda dillendirmiştim ‘’balık ağı oyununda balıklardan biri olmak’’ gibi- onlar ile kurduğum iletişimde, özellikle güven bağı sağlama noktasında oldukça kolaylaştırıcı bir yanının olduğunu düşünüyorum.

Daha önce hiç çocuklarla birlikte çalışma fırsatım olmamıştı. Ekim ayından beri içerisinde bulunduğum SGD ile birlikte ön yargılarımı, korkularımı törpülemeyi öğrenmekle birlikte eş zamanlı; “Daha fazlasını yap!” motivasyonumu tekrar kazandığımı hissediyorum.

Bir başka payda olan aylık toplantı rutinimizden bahsetmeyi de kıymetli görüyorum. Farklı temaları içeren bir konuda danışman/uzman ile birlikte pratize ettiğimiz konular; sahada birebir karşılaştığımız “ne yapacağımızı” bilemediğimiz durumların yanıtını bulabildiğimiz bir alan bana kalırsa. İkinci yarıda yani süreci birlikte yorumladığımız kısımda ise; kendimi ifade etmede sorun yaşamadığım, aksine herkesin grup dinamiğinin farklılığından kaynaklı paylaşılan olay ve durumlardan kendime pay çıkardığım çok fazla an anımsıyorum.

Okul dışında da ailelerin, çocukların mahalle içerisinde dernek ile kurdukları bağa tanıklık etmek “neden burada olduğumu” yineleyerek ve gülümseterek hatırlatıyor bana.

Birlikte çalıştığım insanlar ile tanışmış olduğum için kendimi gerçekten şanslı hissediyorum.

Dernekle ilgili hislerimi tarif etmede ilk günden beri anımsadığım, bir gönüllümüzün kullandığı çok sevdiğim bir ifade var: Burası gerçekten de “yaz kokuları dolu bir meyve bahçesinde hamağıma kurulmuşum hissi uyandırıyor!”


Prof. Naci Şensoy Caddesi, Sağel Sokak, No: 2/D,
Karagümrük, Fatih, İstanbul

Sitemiz Google Analytics kodu barındırmaktadır. Google bu hizmet için cookie kullanmaktadır.